Dijital Pazarlama Trendleri Günümüzde internet, markalar için bulunmaz bir nimet. Müşteri odaklı birçok marka, kullanıcı sayısının hızla arttığı bu alanda farklı çalışmalara imza atmakta. Her iki kişiden birinin online olduğu bu dünyada akılda kalıcı, fark yaratan reklam çalışmaları mevcut müşterilerinizi elinizde tutma fırsatını sunarken potansiyel müşterilerine ulaşma ihtimalini de arttırıyor. Bir önceki “Markalar İçin Sosyal Medya Pazarlaması” yazımızda dijital alanda yapılan çalışmalarla elde edilebilecek fayda üzerine odaklanmıştık. Geleneksel mecraya göre daha ekonomik olan sosyal medya, hedef kitlenize direkt ulaşma imkanını sunarken onlarla anlık olarak etkileşime girmenizi sağlamakta. Bunun için doğru bir strateji planı yeterli. Başarılı bir sosyal medya pazarlaması çalışması için popüler kanallarda hesap açmak ve düzenli olarak içerik girişleri yapmak yeterli değildir. Bu gibi aktiviteler diğer rakip markalarla aranızdaki farkı ortaya çıkarmaz. Farklı yaklaşımlarla yenilikçi fikirler ortaya çıkaran markalar sosyal medyanın krallarıdır. Peki markanız için ne yapmalı? Cevabı çok basit. Dijital pazarlama trendlerini takip etmeli ve bu trendlere yönelik kullanıcının dikkatini çekebileceği, markanızın yarar sağlayabileceği projeler ortaya çıkarmalısınız. Bu yazımızda markanızı bir adım daha öteye götürecek dijital pazarlama trendlerine göz atacağız. Gamification İlk trendimiz “Gamification” yani oyunlaştırma. Gamification, bir hizmet ya da ürün hakkında tüketicide farkındalık yaratmak için kurulan, genel olarak problem, hedef, ödül, rekabet ve adrenalinin bulunduğu, etkileşim mekanizmasını arttıracak oyun düzeneğidir. Oyunlar genel olarak duygulara hitap ederek kullanıcı ile duygusal bağ kurmanızı sağlar. Bugüne kadar mutlaka Facebook’ta ya da bir markanın kampanyaya özel hazırladığı web sitesinde bir yarışmaya katılmış ya da oyun oynamışsınızdır. Vizyoner markalar genellikle bu yöntemi dener. Kullanıcılar oyunlarını oynarken bir başka deyişle oyunun bir parçası olurken ürün, kampanya hakkında dolaylı olarakta bilgi sahibi olurlar. Human Brands / İnsani Markalar Diğer bir dijital pazarlama trendi de Humand Brands yani “insani markalar”. Günümüzde artık kullanıcılar kendilerine yükseklerden bakan markalardan uzaklaşıyor. Kullanıcılar her kanaldan iletişim geçen, daha sıcak diyaloglar kuran, hatasını kabul ederek özür dileyen ve telafi etmek için müşterisine çözümler üreten, etkileşime giren markaları daha çok tercih ediyorlar. Buradaki temel konu “samimiyet” müşterinize soğuk duvarlar örmek yerine samimi bir dille yaklaşırsanız artık ondan biriymiş gibi diyalog ve etkileşimin kapılarını aralayabilirsiniz. Psikolojik olarak incelediğimizde marka hesapları kullanıcılar gözünde resmi, kurumsal ve cansız profillerdir. Markanızı samimi bir dille konuşturarak kullanıcıyla empati kurar hale getirdiğinizde markanız “içimizden biri” olacaktır. Real Time Marketing / Gerçek Zamanlı Pazarlama Son pazarlama trendimiz de bugünlerde sıkça adını duyduğumuz Real Time Marketing yani “Gerçek Zamanlı Pazarlama”. Buna en güncel örnek olarak Mars gezeninde suyun bulunmasının ardından markaların yaptığı çalışmaları verebiliriz. Güncel konular herkesi meşgul eder ve muhakkak her bireyin toplumu ilgilendiren güncel olaylarla ilgili bir bilgisi mevcuttur. Bu trendler günceli yakalayarak eğlenceli bir yaklaşımla kullanıcıya ulaşma hedeflenmektedir. Böylece gündemi meşgul eden konuya eğlenceli bir bakış açısıyla yaklaşarak kullanıcıların dikkatini çekebilirsiniz. Artık devir değişti. Tüketicinin taleplerini anlık olarak sosyal medyada izlemeyen, onlarla etkileşime girmeyen, geribildirimlerden kendisine pay çıkarmayan, kısacası müşteriyi oyuna dahil etmeyen şirketler eskimeye yüz tutuyor. Müşterilerine direkt ulaşabilmek ve onlarla etkileşime girerek sadık kitleler oluşturmak istiyorsanız onların gereksinimlerini ve ilgi gösterdikleri mevcut trendleri çok iyi analiz etmeniz gerekmekte.
Sosyal Medyada Kriz Geliyorum Der!
Sosyal Medyada Kriz Geliyorum Der! Biliyoruz ki bu yazının konusuyla ilgili birçok kriz yönetimi yazısını okudunuz. İsimleri online itibar yönetimi, online kriz yönetimi, sosyal medyada kriz yönetimi gibi başlıklarla çıkageldi karşınıza. Bizde nacizane fikrimizi, bilgimizi dökelim dedik girdik bu genellemeye. Kriz, ne kadar soğuk bir kelimedir böyle!… Merak ettik Türk Dil Kurumu’nun sözlüğüne baktık. 4 tane tanım yapmışlar ve bu tanımlar tabir-i caiz ise cuk diye oturmuş. Bir kriz anında hepsini yaşadığınız cinsten açıklamalar. Neler bunlar?: 1- Bir organda birdenbire ortaya çıkan fizyolojik bozukluk, akse. 2- Bir kimsenin yaşamında görülen ruhsal bunalım. 3- Bir şeyin kıt bulunması durumu. 4- Çöküntü(ekonomi) Şimdi krizle nasıl başa çıkıyoruz ona bakmadan önce yukarıdaki maddelerin kriz anında bizlere nasıl yansıdığını hayal ederek başlayalım. Hayatınızın hangi aşamasında olursa olsun ister iş, ister özel hayat hiç fark etmez krizlerle her zaman karşılaşabiliriz. Ama biz olaya iş olarak bakalım, aylarca bir proje için çalıştınız uykusuz kaldınız ve sonunda hayata geçirme şansını elde ettiniz. Projeniz hayata geçtikten bir süre sonra sizin aylarca fark edemediğiniz bir hatadan büyük sorunlar doğdu diyelim. Yukarıdaki tanımlarda da olduğu gibi önce karnınıza ağrılar kramplar girer, muhtemelen stresten kaynaklı bir mide rahatsızlığına merhaba diyeceksiniz. Ardından bu olumsuz gelişmeler doğal olarak uykunuzu kaçıracak. Hatanızı önceden göremediğiniz için ve sorunun her geçen dakika, saat, gün hızla büyümesi elinizdeki çözüm olanaklarını da kıt hale getirecek ve kötü son bu sorun size ekonomik sorunlar doğuracak belki işten atılacaksınız, belki sahip olduğunuz işletme kapanacak ya da iş alamayacaksınız. İşte böyle tanımları dillendirip örneklendirince hepsi kriz sürecini oluşturuyor. Peki Sorun Ne? Plansızlık mı? Hayır. Planlı olmak sorunsuz bir iş anlamına gelmez. Plan yaparken olumsuzu da düşünmek gerekir. Ciddi bir işe kalkıyorsanız kriz planınız yok ise, en küçük problem dağ gibi bir hale dönüşebilir. Yani bir işe kalkışırken hep olumlu değil olumsuzu da düşünmek lazım. Kimse benim yaptığım bu çalışma tam bir felaketle sonuçlanacak demez. Kargaya yavrusu kartaldır. Peki, krizden nasıl kurtulacağız? Ona nasıl cevap vereceğiz? Bunu 5 adımda adlandıralım dedik(Meşhurdur krizden çıkmanın 5 yolu, 100 yolu vb.) Tabi bu adımlandırmalar sosyal medya yönetimi ile ilgili, başka işler için buradan uyarlarsınız artık. Takip Edin Genellikle en fazla yapılan hata Sosyal Medya yönetiminde yanlış kanalların seçimi ya da kullandığınız kanalların sayısının yetersiz olmasıdır. Bu işe başlamadan önce yönetimi yapılacak iş ya da markanın hangi kanallarda aktif rol alabileceğini bir düşünün, ama bizden tavsiye geleneksel olarak Facebook, Twitter, Youtube yerine, diğer kanallara da işinize uygun olacak şekilde yönelmelisiniz. Örneğin AB’ye ihracat yapan bir şirketiniz olsun. Tamam, Facebook, Twitter sizin için doğru merci olabilir, ama Google + nın hakkını yememek lazım. AB’de ne kadar çok kullanılıyor biliyor musunuz? İşe başlamadan önce bir çalışma yapın ve sosyal medya iletişim kanallarınızı belirleyin. Bunun sonucunda da hesaplarını mutlaka takip edin, eğer takip edemeyecekseniz fazla zaman kaybetmeyin! Bu hesapları takip etmekle kalmayın onu haftalık, aylık olarak raporlayın. Geliştirin Hepiniz bilirsiniz “Eşeği sağlam kazığa bağlamak lazım” bu yüzden her zaman tetikte olmakta önlemler almakta fayda vardır. Tamam henüz kriz yaşamadınız ama bu bir gün sizinde bu zor zamanla karşılaşmayacağınız anlamına gelmez. Bu yüzden mevcut kaynaklarınızı, sosyal medya stratejilerinizi sürekli geliştirmek ve sorunlu kısımlar var ise bunları iyileştirmek zorundasınız. Bunu yaparken daha önce yaşanmış kriz vakalarından, bu işte kilit rol oynayan kişileri takip edebilir yaptıkları kriz yönetim çalışmalarını alarak mevcut durumunuzda iyileştirmelere giderek eşeğinizi sağlam kazığa bağlayabilirsiniz. Hazırlanın Sürekli geliştirme veya iyileştirme çalışmaları krizi engeller ya da krizin doğmasını ortadan kaldırır diye bir şeyi sakın düşünmeyin. Çok iyi hazırlanmışken hiç beklemediğiniz bir gelişme sizi yerin dibine sokabilir. Bu bağlamda olası kriz durumlarına karşı önleminizi alın, bir kriz programı oluşturun ve var olmamış bir krize karşı sanki o anda yaşıyormuş gibi hazırlanın, görev dağılımını, müdahale prosedürünü, yöntemleri belirleyin. Cevap Verin Olası bir kriz anında kullandığınız hesaplardan krizle ilgili açıklamaları yumuşak ve uygun bir dille cevaplamayı ihmal etmeyin. Kriz henüz yeni başlarken verilmeyen cevaplar (uygun ve çözüm yanlısı bir dille) krizin hızla büyümesine neden olur. Unutmayın sosyal medya bilginin hızla yayıldığı bir dünya. Güçlenin Kriz anından veya olası kriz planlarında yapman gereken, seo çalışmalarına önem vermenden geçer. Seo imajın için çok önemlidir. Kriz anında yaşanan bir sorundan çıkış yolu için o krizin yayılmasını engellemen ya da gelecekte birilerinin senin hakkında yapacağı aramalarda yaşadığın krizin öne plana çıkmamasını istersin, bu yüzden sosyal medyanın bütün kanallarını kullanarak gücüne güç katabilirsin. Aman takip etmeyi unutma. Bizden bu kadar, bu 5 maddeyi aklınızdan çıkartmayın. Tanımlara takılmadan başlıkları siz yorumlayın ve olası bir krize karşı önleminizi alın.
Online İtibar Yönetimi
Online İtibar Yönetimi Hepimizin hayatında “keşke” dediği zamanlar olmuştur. Kimileri hafif konulardan ibarettir kimisi de beklide yıllarca atlatamayacağınız, unutamadığınız konulardan biri olabilir. İşte “İtibar Yönetimi” ve özellikle online olanı bazen tehlikeli aynı zamanda da size yıllarca “keşke” dedirtebilecek şeylere meyve verebiliyor. Ülkemizde itibara eş değer gibi görünen bir çok kelime çıkartmak mümkün bunları “şan, şöhret, gurur, mevki, makam vb.” şeklinde gruplandırabiliriz. Türk Dil Kurumu sözlüğüne göz attığımızda itibar iki şekilde açıklanmış. Birincisi, “Saygınlık” bir diğeri de, “Borç ödemede güvenilir olma durumu, kredi” şeklindedir. Bugüne kadar itibar kelimesi karşımızı somut bir konu olarak çıkarken, sosyal medyanın etkisi ile soyut bir anlamda kazanmıştır. Sosyal medyayı inkar edenin aforoz edildiği günümüzde “Online İtibar Yönetimi” konusu da hiç göz ardı edilebilecek bir konu değil. Bilgi çağı denen süreçte birçok iş kolunda, birçok iş departmanında da görevler, çalışma şekilleri ve en önemlisi yöntemler çok değişti. Yöntem konusunda değişikliğe değinmek gerekirse İnsan Kaynakları alanındaki uygulamaları gösterebiliriz. Eski dönemlerde adaylar cv lerini, elden, faks veya mektup yolu ile teslim ederlerken karşımızda bir anda online iş bulma siteleri çıkageldi. Bu durum hem adayın kendini ifade edebilmesi hem de insan kaynaklarında çalışan kişilerin zamanından ve nitelikli adayları seçme anlamında fayda sağlamasına yol açtı. Artık devir değişti, tabi işe alım stratejileri de gelişti. Eskiden standart cv lerde standart bölümleri doldurup işverene ulaşmaya çalışırken. Şimdilerde yaratıcı cv ler ve online ortamdaki paylaşımlarınız önem kazanıyor. İş bulma aşamasında her aday zorluk çekebilir, bu zorlukları göz önüne alırsak internette en önemli araçlardan biri. Bu ortamda yapılan paylaşımların iş bulma şansınıza önemli etki ettiği su götürmez bir gerçektir. Artık işveren kurumlar işe alımı gerçekleştirmeden önce sizin internet üzerindeki paylaşımlarınızı inceleyerek cv’nin yanında bir ön bilgi elde ediyorlar. Artık en büyük iş bulma kaynağı “Google”, başvuruyu yaptınız formu vs. doldurdunuz, adınız soyadınızı “Google” amcaya sorduk mu ne var ne yok hepsini seriyor göz önüne. İşte bu durum itibarınızı doğru yönetmenizle alakalı. Yönetemeyen geride kalır. Sürekli şikayet ettiğiniz, aleyhinde paylaşımlarda bulunduğunuz bir GSM operatöründen sizi işe almasını bekleyebilir misiniz? Aslında bana kalsa ben kesinlikle işe alırım, çünkü yanlışı görüp dile getirmeniz (tabi küfürlü , markaya hakaretler içeren ve yalan yanlış beyanlar olamamak koşuluyla) önemli bir artıdır. Ama gerçeğe baktığımızda çoğu firma için bu durum olumsuz bir davranış olarak algılanmakta. Şimdi bunu okuduktan sonra “Aman canım ne olacak, içeriği siler hemen kurtulurum” diye de düşünebilirsiniz. İşte, her şey bu kadar kolay değil. Paylaşımınız bir kere Google’ın arama motoruna düştüyse silseniz de yıllarca kurtuluş yok. Ama bazı yöntemlerle bu içeriklerinizi sonraki sayfalara attırabilirsiniz. Örnek vermek gerekirse “BrandYourself” tam size göre. Bu uygulama, seçtiğiniz size ait bilgilerin Google üzerinde adınız ve soyadınız ile yapılan aramalarda üstte çıkmasına yardımcı oluyor. Sistem hakkında daha fazla bilgi için yazıyı güzelce okuyun. Bu yazı ile online itibar yönetiminde markalar yerine kişisel paylaşımların etkisine değinmeye çalışmaya çalıştık. Umarız faydalı olmuştur. Zaten gelecek yazılarımızda vaka çalışmaları ile bu olayı şekillendirmeye ve interaktif bir şekilde sunmaya çalışacağız. Ama yazıyı da sona erdimeden önce online itibarınızı yönetirken dikkat etmeniz gereken konularla nacizane birkaç bilgi paylaşmak istiyoruz: İnternetteki konumunuzu görmenizi sağlayan en önemli kaynak hepimizin bildiği gibi Google, dolayısıyla ilk olarak Google’da kendinizi aratarak hangi konumdasınız onu keşfedin. Örneğin ülkemizde bir çok Ali Y. vardır ve bu durum Google’da üst sıralarda olmayı zorluyor, sizde bu konumda olabilirsiniz, yapmanız gereken insanların ilgisini çekecek paylaşımlar yapmak, blog yazıları yazmak, sosyal ağları etkili takip etmek ve BrandYourself gibi uygulamaları kullanmak olabilir. Blog ve web sitenizde yapacağınız paylaşımlarda güncel anahtar kelimeler seçmek Google’daki konumunuza önemli katkı sağlayacaktır. Eee tabi güncel konular ile ilgili yazılarda yazarsanız daha bir hoş olur. Mümkünse alanınız hakkında, kendinize güvendiğiniz, yazıları, içerikleri, görselleri bol bol paylaşın. Bu çalışmak istediğiniz sektörün yöneticilerinin dikkatini çekebilir. Kopya içerikler yerine, yararlandığınız kaynakları belirterek onların yazıların üzerine bir şeyler katarak paylaşımlar yapın. Facebook, Twitter gibi sosyal ağlarda adınız ve soyadınızla hesap açmak daha yararlı olacaktır. Gizemli bir profil yaratmak istiyorsanız ona bir şey diyemeyiz. Markalara yönelttiğiniz eleştirilerde daha çözüm odaklı kelimeler kullanmanız, ağır hakaretler yöneltmemeniz oldukça önemlidir. Kimse kendine küfür eden, giydiren birini şirketine almak istemez. Adınızı ve soyadınızın olduğu bir web sitesi açmanız Google’daki yeriniz için çok önemlidir. En azından bir blog açarak buna başlayabilirsiniz. Ee tabi vaktiniz varsa. Herkes düşüncesinde özgürdür, ama ülkemizde bu durum biraz daha farklı tabi. Dolayısıyla özellikle kamu alanında çalışmayı düşünenlere tavsiyem, sosyal medya da siyasi paylaşımlara hiç girmeyin. Neden mi? Haberlerde her gün yeni bir vakaya tanık oluyoruz. Herkes düşüncesinde özgürdür, ama ülkemizde bu durum biraz daha farklı tabi. Dolayısıyla özellikle kamu alanında çalışmayı düşünenlere tavsiyem, sosyal medya da siyasi paylaşımlara hiç girmeyin. Neden mi? Haberlerde her gün yeni bir vakaya tanık oluyoruz.
Tasarımcı Olmayanlar için Ücretsiz Temel Tasarım Araçları
Tasarımcı Olmayanlar için Ücretsiz Temel Tasarım Araçları İçerik pazarlamasında başarı içerik ve tasarımın uyumuyla başlar. İçeriğin tasarıma ihtiyacı olduğunu kanıtlayan birkaç araştırma çalışmasına “İyi Bir Tasarım Olmadan İçerik Pazarlamasında Kazanamazsınız” konulu yazımızda değinmiştik. Tasarımın bu kadar önemli olduğu bir durumda kurumunuzda tasarımcınız olmayabilir ya da kişisel paylaşımlarınızı herhangi bir tasarım programını kullanamadığınız için görsel çalışmalarla zenginleştiremiyor olabilirsiniz. Bu durumda imdadınıza hem zamandan tasarruf edebileceğiniz hem de içeriğinizi kuvvetlendirebileceğiniz ücretsiz tasarım programları yetişmektedir. Aşağıda, tasarımcı olmayanların ortak tasarım görevlerini yerine getirmesine yardımcı olabilecek kolay kullanımlı araçlar bulunmaktadır: Recite Bu tarayıcı tabanlı araç, hızlı bir şekilde bir görsel metin oluşturup paylaşmanızı kolaylaştırmaktadır. Metninizi yazdıktan sonra düzinelerce önceden hazırlanmış olan şablonlar içerisinden istediğinizi seçebilirsiniz. Doğrudan Facebook, Twitter, Pinterest, Tumblr ve StumbleUpon’a Recite üzerinden hazırladığınız çalışmayı gönderebilir ya da hazırlamış olduğunuz görseli daha sonra paylaşmak için indirebilirsiniz. Canva Canva, masaüstünde kullanılabildiği gibi iPhone ve iPad üzerinden de uygulama olarak kullanılabilmektedir. Bu aracı kullanabilmeniz için öncelikle bir kullanıcı hesabı oluşturmanız gerekmektedir, üstelik üyeliğinizi ücretsiz olarak yapabilirsiniz. (Canvas for Work’ü tercih ederseniz daha sağlam özellikler ve destekler sunulmaktadır, bu hizmeti ücretlidir) Canva, sosyal medya içerikleri, posterler, antetli kağıtlar vb. belirli özelliklere tasarım yapmayı kolaylaştıran çok sayıda önceden boyutlandırılmış şablonlar sunmaktadır. Beam Beam, Venngage tarafından sunulan ücretsiz bir çevrimiçi grafik yapımcısıdır. Beam’in mini web sitesini kullanarak grafik yapmak ve kaydetmek için bir hesap oluşturmanıza gerek yok, ancak veri görselleştirmenizi indirmek için ad-soyad ve e-posta bilgilerinizi girmeniz gerekiyor. Beam, farklı grafik ve renk paleti arasından seçim yapmanızı sağlar ve verileri PowerPoint’e benzer şekilde bir elektronik tabloda düzenleyerek sıradan bir PowerPoint slaytına göre daha güzel bir görüntü elde etmenize olanak tanır.


